Wednesday, April 6, 2016

Karl-Anthony Towns Neden Bu Kadar İyi?

Timberwolves taraftarları için playoff görmeyeli on iki, yüzde elli üzeri galibiyet yüzdesi görmeyeli on bir sezon oldu. Durumun vehametini biraz daha açmak için şöyle söyleyeyim Timberwolves’un son playoff maçında Karl Malone double-double yapmış. Uzun yıllar süren sefaletin ve ardı arkası kesilmeyen rezalet yönetimsel kararların sonucu olarak Wolves bir sezonu daha nisan ayındaki maçların sonucunu görmeye gerek kalmadan bitirdi.

Sezona Flip Saunders’ın trajik ölümüyle başladı Timberwolves. Flip aynı zamanda en son playoff yapan Wolves takımının koçuydu. 13-14 sezonunun başında Kevin Love’ın kesin olarak ayrılacağını açıkladığı bir pozisyonda takımın Basketbol Operasyonları Başkanı ve koçu olarak atandı. İkinci Kevin Garnett vakası olması beklenen Love’ın ayrılışından biraz sabır, biraz şans, biraz da LeBron James faktörleriyle Andrew Wiggins’i takıma katmayı başardı.  Wiggins çaylak sezonunda her gün oyununun üzerine ekleyerek hak ettiği Yılın Çaylağı ödülünü eve götürürken Minnesota genç oyuncusunun yaşı kadar bile galibiyet alamayarak bir sezonu daha kapadı ve büyük ihtimalle 20 yıl önce Kevin Garnett’in draftından sonra başlarına gelen en güzel şey yaşandı ve birinci sıradan Karl-Anthony Towns’ı seçme hakkı kazandılar. 

Kadro potansiyelli oyuncudan geçilmese de neredeyse takımdaki herkesin öğrenmesi gereken çok fazla şey var ama büyük şanssızlıklar yaşanmazsa çok uzun süreler Timberwolves taraftarları da artık sezonun ortasından itibaren “acaba sıradaki drafttaki oyuncular nasıl?” tarzı sorular yerine olası playoff eşleşmelerini  düşünmeye başlayacaktır. 

30 galibiyete bile ulaşamayacak bir takım için sezon değerlendirmesi yazmak mantıksız gelebilir ama Minnesota taraftarı olmaktan daha mantıksız olmadığı için ve yapacak çok fazla işim olmadığından bu işe girişiyorum. Koçu Sam Mitchell olan takım hakkında takım yapısı olarak söylenebilecek çok fazla şey yok maalesef. Mitchell hücum repertuarı ligin ortalamasının üzerinde olan koçlardan biri olsa da genel olarak ligin en kötü beş koçundan biri. Elindeki malzemeden bağımsız olarak direkt olarak koçu gömmek biraz insafsız olsa da savunma şemaları, oyuncu rotasyonları ve modern basketbolun gerektirdiklerini sağlama konusunda gerçekten rezalet bir koç. 

Takımın en büyük sorunu yaklaşık olarak son 46 yıldır olduğu gibi savunma. Tom Thibadou'ya verilecek, "oyuncularımı öldürene kadar oynatmayacağıma söz veriyorum" dipnotlu bir sözleşmeyle halledilemeyecek kadar kötü savunmacılardan oluşan bir takım olmamasına rağmen takımda savunma yapmayı bilen oyuncu sayısı üç, Kevin Garnett, Ricky Rubio ve Tayshaun Prince. Garnett ve Prince'in yaşları oynamaları gereken maç sayısından fazla olduğu için elde bir tek Rubio ve şu an için olmasa bile doğru eğitimle iyi savunmacılar olabilecek Towns ve Wiggins kalıyor. 

Wiggins ve Towns'ın birbirlerinden ayrıldığı konu ise savunmaya bakış açıları. Wiggins daha çaylak sezonundan savunma potansiyelini defalarca göstermiş(örneğin) olmasına rağmen videodaki Harden gibi meydan okuma olmadıkça savunmada stance pozisyonuna geçmeye bile üşenen ya da geçmesi gerektiğini bilmediği bir seviyede. Tabi Thibadou'nun çirkin sesiyle defalarca bağırmasıyla çözülemeyecek bir durum olmasa da değerli bir savunmacı olabilmesi için kat etmesi gereken çok yol var. Kat etmek demişken Big KAT, Wiggins gibi umursamaz bir savunmacı olmasa da yaşı düşünülünce çok da garip olmayan blok sevdası ve pozisyon bilgisizliği sebebiyle henüz yeterli bir savunmacı değil. Blok sevdası tamamen istatistik kasma amaçlı olmasa da bloklayıp bloklayamayacağı şutları biraz daha iyi sezerek neredeyse her maç yaptığı ve rakip takımın hücum ribaundu ve basketiyle sonuçlanan "Aa ters taraftan gelip bloklarım ben bunu" heveslerinden kurtulması lazım. 

Hala çok genç olduğu için kısa süre içerisinde çok fazla değişikliğe uğraması olası olduğu için takımı bütün olarak incelemek yerine parçalar üzerine konuşmak daha mantıklı olacaktır. Aldıkları sürelere göre sıralayarak başlayalım.


Andrew Wiggins

Karl-Anthony Towns'ın takıma katılması sadece takımın değil Wiggins'in kısa kariyerinin de en önemli ve en şanslı noktalarından biri oldu. Geçen sene çaylak performansı ve Yılın Çaylağı ödülünü kazanması sonucunda tutunacak en ufak dala ağaç muamelesi yapan depresif Minnesota taraftarlarının baskısıyla uğraşmak yerine gerçek bir franchise oyuncusunun bütün emarelerini gösteren Towns'ın yancısı olup yüzük planları yapabilir kısa süre içinde. Wiggins 21 yaşında bir oyuncuya göre bir Nba takımının ana skoreri olmayı iyi beceriyor gibi görünse de hücumdaki efektifliği ve sahanın diğer alanlarına yaptığı katkılar düşündürücü seviyede az. Sürekli boş üçlükleri pas geçip denediği orta mesafe şutlar, top hakimiyeti eksikliği, istikrarsız ve kötü şut performansı ve savunmada uyuya kalması gibi oyununun defolarının hiçbiri çalışmayla düzeltilemeyecek şeyler değil. Towns'ın takıma katılışıyla da bunlar üzerine çalışabileceği zaman penceresinin uzamasıyla birlikte Wiggins hakkında umutsuz olmak için şimdilik bir sebep yok, tabii defolarını kariyerinin ilerleyen safhalarına oyununun karakteristik özellikleri olarak taşımaması durumunda. 

Karl-Anthony Towns

Bu satırları devasa bir kalpli göz emojisi olarak yazıyorum. Aynı pozisyonda neredeyse 2 sezon boyunca Darko Milicic'in ilk beş başladığını gören gözlerden bahsediyoruz. Daha ilk sezonundan Tim Duncan kıyaslaması yaptırabilen adamı görünce nasıl kalbe dönüşmesinler. Tarihin en iyi uzun oyuncusuyla kıyaslanmayı hak edecek durumda değil tabii ki henüz ama oy birliğiyle kazanması gereken bir Yılın Çaylağı ödülü hiç de fena bir başlangıç değil. Towns ligin son yıllarda gördüğü en komple paket çaylak büyük ihtimalle. Oyunun skor, savunma, ribaund, pas ve şut alanlarından hiçbirinde ortalamanın altında yeteneklere sahip değil. Geleceğini ve Nba tarihindeki yerini oyununun bu alanlarının hangilerini ne şekilde keskinleştireceği belirleyecektir. Yıllardır savunma yapabilen bir takım görmemiş bir taraftar olarak benim umudum birlikte anıldığı Duncan gibi takımını her sene en iyi 10 savunma takımı arasına sokabilecek savunma özellikleri geliştirmesi. 

Ricky Rubio

Ricky takımın en iyi oyuncusu olmasa da kesinlikle en önemli oyuncusu an itibariyle. Aynı zamanda ligin en kutuplaştırıcı oyuncularından biri. Westbrook, Kobe vs gibi diğer popüler kutuplaştırıcılar gibi değil ama. Geleneksel box score istatistiklerine bakarak konuşacak olursak Rubio'yu takımın hücumunu mahvetmesi gereken %38 ile saha içi şut atan, (yanlış okumadınız saha içi %38) kazma bir oyuncu olarak tayin etmemiz gerekiyor. Fakat durum maalesef o kadar kolay değil. Rubio sakatlandığı yıl hariç takımda olduğu her sene takımın en iyi on/off istatistiğine sahip oyuncu olmayı başarmış bir oyuncu. Rubio'nun takımda olduğu dönemle ilgili söylenebilecek en net gerçeklerden biri: Rubio'lu beşlerin her zaman Rubio'suz beşlerden daha iyi olduğu. Rubio'yla birlikte, en azından takımın ilk beş oyun kurucusu olarak bir şampiyonluk kazanılıp kazanılamayacağını tartışmak için ileride bolca vakit olacaktır fakat Rubio'ya o şansı vermemek, özellikle takıma olan sevgisi ve karakteri düşünülürse hata olacaktır. 

Zach Lavine

Çok hızlı bir şekilde dark side'a geçebilen oyuncular kategorisinde yüksek sıralarda yer alıyor Lavine. Hatta kolejden gelirken benzetildiği Westbrook'la ortak olan toplam iki özelliğinden biri. Diğeri de atletizm zaten, güzel bir iki smacı var belki görmüşsünüzdür. Rotasyonlarını bolca övdüğümüz Sam Mitchell Lavine'i oyun kurucu pozisyonunda kullanarak defalarca Austin Rivers'a sahip bir takımın taraftarı olmak konusunda empati yapmamızı sağlamış olsa da Rubio'nun yanında oynayan bir Lavine Rivers'ın aksine aniden verimli bir Nba oyuncusuna dönüşüyor. Oyunu asla yönetmemesi gereken bir oyuncu değil Lavine hatta üçüncü belki ikinci yönlendirici olarak çok değerli olabilecek bir parça. İyi bir şutör ve fena olmayan penetre yeteneklerine sahip ki bu da onu Timberwolves'un gelecek planları için değerli kılıyor. 

Gorgui Dieng

Dieng zaman zaman Mitchell'ın rotasyonlarının kurbanı olsa da lige girişi sonrası beklentilerin aksine savunmada değil de hücumda iyi katkılar verebilecek bir yedek uzun olabileceğini göstermeye devam ediyor. Pas ve orta mesafe tehtidi sayesinde Towns ile fena olmayan bir ikili olmuş olsa da uzun vadede yedek uzun rolüne kayması takım için daha hayırlı olacaktır çünkü Towns'ın yeteneklerini maksimize edebilecek başka uzunlar bulmak mümkün.

Shabazz Muhammad

Ligin marjinal ama belki işe yarayabilecek oyuncularından biri olabileceğini düşünüyordum geçen sezon fakat maalesef yeterince iyi bir oyuncu değil. Kötü şutör, özel bir penetre yeteneği yok, pas yeteneği düşük, vasat savunmacı ve sağ elini neredeyse kullanamıyor. İyi bir post skoreri ve hücum ribaundu avcısı da olsa bunlar yüksek hedefli bir takımın yedek kısa forvetinde olmasını istediği özellikler değil pek. İyi bir savunmacı ve 20 santim daha uzun olsa Cleveland'tan maksimum kontrat alabilirdi belki ama hayat herkesin yüzüne gülmüyor. 

Tayshaun Prince

Nba kariyeri çoktan bitmiş olsa da çekleri toplamaya devam ediyor. Kazanma ihtimali olmayan bir sezonda genç oyunculara ne öğretse kafi mentalitesiyle takıma eklenmiş bir oyuncuydu zaten kimsenin oynama süresini çalmadığı sürece pek zararı yok.

Kevin Garnett

Fiziksel olarak Garnett basketbolu bırakmamış olsa da vücudu bıraktı artık ama inanılmaz savunma bilgisi ölene kadar onunla kalacak büyük ihtimalle çünkü vücudu her ne kadar yetersiz olsa da istatistiksel olarak takımın en iyi savunma beşlerinin neredeyse hepsinde Garnett'in adının olması tesadüf değil.

Nemanja Bjelica

Önceki sezonu Fenerbahçe'de geçirmiş olmasından dolayı kıskançlık içinde izlerken Nba'e geçiş yapacağının haberiyle kıskançlık yerini heyecana ve hayallere bırakmıştı. Avrupa şampiyonasıyla birlikte tavan yapan heyecan gerçek hayatın acımasızlığıyla son buldu ve Avrupa'dan Nba'e geçişin neden çok zor olduğunun üzerinden bir kez daha geçmek istercesine bir sezon geçirdi Nemanja Amerika'da. İlk sakatlığını yaşayana kadar iyi şut yüzdesiyle, genel toplamda da fena olmayan bir yüzdeyle oynasa da sahada kaldığı dakikaları değerli kılabilecek pek fazla şey gösteremedi. Vaktinin çoğunu ikinci beşlerle geçirmesine rağmen savunmada yükümlülük halinde. Saha görüşü, oyun bilgisi ve şut yeteneğinin parıltılarını zaman zaman gösterip kısa süreler için bizim Diaw'ımız mı olacak acaba diye heyecanlandırsa da oyun tarzının değişmesi ve çok fazla düşen takım içi rolüne adapte olabileceğinin sinyallerini pek göremedim. Tabii henüz umudu kesmek için de çok erken. En azından bir sene daha izleyip öyle değerlendirmek gerek.

Tyus Jones

Lise kariyerinden dolayı ufak çaplı bir Minnesota efsanesi ve NCAA şampiyonu olarak takıma katıldı fakat takımın diğer çaylağı için söylenebilecek her şeyin tam tersi kendisi için geçerli sanırım. Takımın en kötü savunmacısı, Rubio'dan bile kötü şutör ve çoğu zaman sahada ne yaptığı hakkında bir fikri yok büyük ihtimalle. Ama henüz 20 yaşına bile girmemiş bir oyuncu olduğunu düşünürsek bekleyip oyununu ne kadar geliştirebileceğini görmek lazım.



Nikola Pekovic

Takımdaki en sevdiğim ve en güzel karakterli oyunculardan biri olmasına rağmen sanırım sakatlıklar kariyerinin sonuna geldi. Bu sezon neredeyse hiç oynamadığı için yazmaya değer pek bir şey yok fakat serbest atış çizgisine geldiğinde çalan Godfather tema müziğini özlemeyeceğini söyleyen yalancıdır. 


Greg Smith, Adreian Payne, Damjan Rudej

Herkes için tek tek yazdıktan sonra üç oyuncuyu bir araya toplamak biraz üzücü ama roster filler oldukları için özel olarak yazacak pek bir şey yok. Tek söylemek istediğim: Allah belanı versin Adreian Payne. Evan Turner'la birlikte ligde en sevmediğim oyuncu ve takım bu adam için ilk tur draft hakkını verdi.