Başlamadan önce Lappapa Blog'da kitabın başından itibaren çevirilen bazı kısımlar var şurada. Benim çevirdiğim bölümde sıklıkla bahsedildiği için 4 numaralı "Sır" bölümünü okumanızı tavsiye ederim.
Yapboz parçalarını birleştirmenin zamanı geldi.
Bu yapboz Marslı istilacıların gelişinden sonra oluşuyor.
Diyelim ki basketbol oynayan uzaylılar dünyaya indi ve Bağımsızlık Günü’nde
olduğu gibi bir şeyleri patlatıyorlar ve bize dünyanın kontrolü için yedi
maçlık bir basketbol serisinde meydan okuyorlar. Yine diyelim ki, Lost’taki
zaman makinesine sahibiz ve Sarrah Conner gibi zamanda yolculuk yapıp 1946-2009
arasında oynamış NBA efsanelerinden istediğimiz on iki tanesini günümüze
getirip Finallerin Finali öncesinde sekiz hafta birlikte idman yaptırma
hakkımız var. Kazanmamız gerek yoksa Dünya yok olacak. Hangi on iki oyuncuyu
seçerdiniz?
Eğer bu kitaptan, “Simmons kendi kitabını düzenleyemiyor”
ve “Rick Barry’nin 1975-76 sezonunda Burt Reynolds’vari peruk giydiği” dışında
bir şey öğrendiyseniz, umuyorum ve dua ediyorum ki o şey gelmiş geçmiş en iyi
on iki oyuncuyu seçmek yerine birbirini en iyi şekilde tamamlayan on iki kişiyi
seçmeniz gerektiğidir... değil mi? (Lütfen onaylayın. Teşekkür ederim.) Bir
basketbol takımı istiyorsunuz. Sır’ı* anlayan bir grup. Düzgün kişilikleri ve
yetenekleriyle hiçbir aşırı oyuncunun meydan okumaya yeltenemeyeceği bir grup.
Kritik anlar için bir lideri ve bir sorgulanamaz dominant karakter. Limitli
rollerini kabullenen ve kaç dakika oynadığını sorun etmeyen yedek oyuncular.
Boy, stil ve atletizim çeşitliliğiyle esnek bir kadro. Forma ve poster
satabilmek için en az 4 beyaz oyuncu. (Uups, burda batırdım, ‘92 Dream Team
kurulurkenki mantıkla düşünüyordum. Bunu karalayın.) İdeal bir dünyada en iyi
on iki oyuncumuz sadece birbiriyle uyum sağlamayı ve kazanmayı umursar.
Takımın ismini Şarap Mahzeni Takımı koyuyorum çünkü:
Ne zaman birileri tüm zamanların en iyi kadrosunu yapmak istese genellikle
rastgele isimler seçiyorlar. Ben Bird, Magic, Jordan, Kareem, Lebron seçerdim.
Ama bunun bi anlamı var mı? Beyzbol öncesi mi yoksa beyzbol sonrası Jordan’ı mı
seviyorsunuz? Dominant Magic mi yoksa bencil olmayan Magic mi? Daha fazla
bilgiye ihtiyacım var. Şarap gurmesi gibi düşünün kendinizi oyuncuları da şarap
markası olarak değil de dönemsel özel şaraplar olarak. Herhangi bir şarap
uzmanına son yetmiş beş yılda üretilmiş favori şaraplarını sorarsanız
“Mouton-Rothschild, Lafite, Haut Brion, Latour...” demezler, “ '59 Mouton-Rothschild, '53 Lafite, '82 Haut-Brion, '61 Latour” derler. Eğer bir uzmanı
biraz gaza getirip “Sana beş yemek menüsü vereceğim ve sen de bana her menüyle
iki tane olmak üzere en iyi on şarabı seçeceksin” diye meydan okursanız
mutlulukla kabul ederler. Şarap uzmanı olmak böyle bir şeydir. Sadece markaları
bilmek değil, üretim yıllarını ve hangi yemeklerle daha güzel gideceğini bilmek
önemlidir. Bu kararları verebilmek için çok uzun zaman harcayacaktır.(1)
Basketbola benzemiyor mu? Asıl önemli olan yıllar.
Bird’ü izlemeye bayılıyordum ama '86 model Bird’ü izlemeye gerçekten
bayılıyordum. Neden mi? Takım arkadaşları '86’da zirveye ulaştılar ve
oyunundaki başka şekilde ortaya çıkarılamayacak özellikleri keşfetti. Kariyer yılının şans üzerine ve
zamanın denk gelmesiyle ilgili olduğunu söyleyebilirsiniz. Örneğin şarapları
özel kılan belirleyici etmenler de şans ve zamanlamayla alakalı olabiliyor.
Mesela 1947’de Fransa’da yazın normalden çok daha fazla sıcak olması şarapları
daha ağır ve daha az asitli yapmıştır. Bu sayede '47 Cheval Blank özel bir
şarap ve üretilmiş en güzel şarap olmuştur... bilirsiniz, '77 Bill Walton
gibi. Tabi her karar bu kadar kolay değil. Mouton-Rothschild şarabı 1953, 1959
ve 1961 yıllarında kaliteli ürünler vermiştir... bilirsiniz, tıpkı Magic’in
'82, '85 ve '87’de yaptığı gibi. Şarap uzmanları en iyi Mouton-Rothschild
hakkında karşıt görüşlerde olabiliyor, tıpkı bizim hangi Magic’in daha iyi
olduğu hakkında farkı düşünebileceğimiz gibi. En skorer sezonunu '87 yılında
gerçekleştirmişti ama bir şişe Jordan('92 ya da '96) ve bir şişe '86 Bird
almışken ve kesinlikle birkaç tane daha skorer alacakken Şarap Mahzeni
Takımı’mda yeterince skor gücü bulunuyor.
Neden skorer Magic’i seçeyim ki? Neden bencilliğin zıt anlamı olan '85
Magic’i seçmeyeyim? Hatta altıncı oyuncu olarak daha genç, daha iyi
savunma yapan, ve dört poizisyonda oynayabilen ve triple-double’a yakın
istatistikler yapabilecek kadar yetenekli '82 Magic’i seçebilirim.
Yani gerçekten Şarap Mahzeni Takımı’nı yapboz gibi yaptım.
Kararlarımı da üç temel kuralla verdim:
1. Sadece
canlı gözle izlediğimi hatırlayabildiğim oyuncuları seçeceğim. Bu da ABA-NBA
dönemini çıkarıp bize 1977-2009 arası dönemi bırakıyor. (2)
2. Gelmiş
geçmiş en iyi basketbol takımını ('86 Celtics) olabildiğince taklit et.
Takımdaki oyuncuların yetenekleri olarak değil ama bencil olmamak ve esnek
olmak konularında.
3. Bencil
olmamak + karakter + savunma + ribaund + MJ formülü, iki buçuk metrelik
pivotları olmadığı sürece Marslıları sahadan kaçırmaya yetecektir. (3)
Bunlardan sonra aşağıdaki özelliklere uyan takımda
olmak zorunda olan oyuncuların listesini çıkardım. O özellikler: kesinlikle
bencil olmayacak, mükemmel takım arkadaşı olacak, takım arkadaşlarının oyununu
yükseltmekten zevk alacak, inanılmaz derecede yüksek basketbol IQ’su olacak ve
Sır’ı tamamen benimsemiş olacak. Bu özelliklerin hepsine sahip üç oyuncu var.
'86
Larry Bird
25.8
MBS, 9.3 MBR, 8.2 MBA, 2.1MBATÇ, 51-93-41 şut yüzdeleri (18 playoff maçı)
Ona yetenekli takım arkadaşları verin ve üçlük atan,
kendinden kısa oyuncuları postta ezen, savunmaların arasından sıyrılan, herkesi
daha iyi duruma getiren ve gerektiği zaman işleri ele alacak biri olarak
kendini yeniden keşfetsin. Mike Fratello 1988 All-Star maçında Dominique ve
Jordan’ın toplam altmış dokuz sayı attığı ve Bird’in altı sayı attığı maçtan
sonra Bird’ün iyi takım arkadaşlarıyla daha iyi olduğunu şöyle özetlemişti:
“Michael iyi oynadı, Dominique de iyi oynadı ama benim için asıl etkileyici
olan Larry Bird’ün kendini geri planda çekişiydi. Larry Bird bugün birçok
insanın fark edemeyeceği bir şeyi gösterdi bugün. Bir koçun bakış açısıyla onun
yaptıklarına bayılmamak mümkün değil. Bir kaç tane kritik top çalıp, istikrarlı
olarak savunmaya döndü ve rakibin yaklaşık beş tane hızlı hücum fırsatını
bozdu. Bana göre o oyunun müfettişi gibi. Takımının neye ihtiyacı olduğunu
tespit ediyor ve hemen o konu hakkında
bir şeyler yapıyor.” Evet bir tane müfettişe ihtiyacımız var ve bu Bird olacak.
'93
Tim Duncan
Playoff’lar:
24.7 MBS, 15.4 MBR, 5.3 MBA, 3.3 MBB, 53-67 şut yüzdeleri (24 maç)
Gelmiş geçmiş en iyi uzun forvet, ikili
sıkıştırmaların kumandanı, muazzam takım arkadaşı, kısa beşle oynadığımız zaman
pivot oynayabilecek kapasitede. İstediğimiz her şeye uyuyor. '86 McHale’in
gelişmiş versiyonu.
'85
Magic Johnson
Playoff’lar:
17.5 MBS, 7.1 MBR, 15.2 MBA, 51-85 şut
yüzdeleri (19 maç)
Mouton-Rothschild paragrafında bahsettiğim her
özelliği kapsıyor. Bird gibi o da diğerlerini daha iyi yapmak için yaşıyor.
Takımın üç kişilik temeli bu şekilde ve yanlarında
Jordan. Ama hangi Jordan? 1991’de atletik ve istatistiksel olarak tavan yaptı,
1992’de özgüven konusunda tavan yaptı, 1993’te rekabetçilik ve kazanan oyuncu
olmak konularında tavan yaptı... ama bu üç Jordan yılı çok fazla rekabetçiydi.
Dünyanın kurtuluşu söz konusu olsa bile bu onu belli takım arkadaşlarının
özgüvenlerini zedelemeye çalışmaktan alıkoyamayabilir( antrenmanda Kobe ya da
LeBron’la karşı karşıya olduğunu hayal edin) ve kendi üstünlüğünü ispatlamak
için her antrenmanı savaş alanına çevirebilir. '96 Jordan’ı tercih etmez
miydiniz? Beyzbol arasıyla birlikte mütevazileşmiş, yeteneklerinin daha fazla
farkında olan, daha anlayışlı ve destekleyici bir takım arkadaşı, en az eskisi
kadar rekabetçi ve aç, daha az atletik ama daha efektif, kendi sınırlarını daha
iyi bilen, Sır’ı tamamıyla anlamış biri. Hmmmm. Şöyle yapalım.
'92
Michael Jordan
Playoff’lar:
34.5 MBS, 6.2 MBR, 5.8 MBA, 50-86-39 şut yüzdeleri (22 maç) (4)
Şöyle açıklayayım: beyzbol öncesi MJ sadece boktan
takım arkadaşlarıyla birlikte oynamak konusunda sorun yaşadı. Şarap Mahzeni
Takımı’nda Brad Sellers ve Will Perdue’yla birlikte oynamayacak. Sorun
çıkarmayacaktır. Dream Team’le birlikte sorun çıkarmadıysa kurulmuş en iyi
takımla da sorun çıkarmayacaktır. En iyi skorerimizin ikinci şampiyonluğu
sonrasında ve yeteneklerinin zirvesindeki bir dönemden sonra istiyoruz. '86
Celtics ekolünden devam edecek olursak, Danny Ainge yerine Jordan olsaydı neler
olabilirdi bir hayal edin. Ve aynı zamanda Marslılar tarafından yıkılan
şehirlerimizi yenileyebilmek için basketbol aşıklarına Jordan’ın sekiz hafta
boyunca idmanlarda genç LeBron, genç Wade ya da Kobe’yle gireceği mücadeleleri
satıp para kazanabiliriz. (5)
Pivot pozisyonu için dünyanın geleceği hatrına kin
tutmaktan vazgeçiyorum. Kesinlikle ihtiyacım olan iki şey var. Sky-hook ve
Kareem. Sır’ı kabullenmesi hakkındaki bütün şüphelerim 1980’de Sports
Illustrated’ta yayınlanan yazıda zorlayıcı migren hastalığına rağmen oynamaya
devam etme kararını “Bu adamlar benim takım arkadaşım, ama aynı zamanda da
arkadaşım. Bana ihtiyaçları var.” şeklinde açıkladığında bitti. Evet! Russel’ın
söyleyebileceği bir şey gibi geliyor kulağa. Yine de...
'77
Kareem Abdul-Jabbar
Playoff’lar:
34.6 MBS, 17.7 MBR, 4.1 MBA, 61-73 şut yüzdeleri (11 maç)
İlk beşimiz bu şekilde oluşuyor: '86 Bird, '03
Duncan, '85 Magic, '92 Jordan ve '77 Kareem. Bunlardan daha iyi bir beş
oluşturamazsınız. Beş tane yedeğimiz de onları olabilecek her yönden
tamamlayıcı olmalı (aynı zamanda Sır’ı da benimsemeli tabii ki).
'86
Kevin McHale
Playoff’lar:
24.9 MBS, 8.6 MBR, 2.7 MBA, 2.4 MBB, 58-79 şut yüzdeleri (18 maç)
Gelmiş geçmiş en verimli alçak post skoreri. McHale
oyuna girer ve onu postta kullanırız, on pozisyonun altısında sayı atar. Faul
atışlarını saymıyorum bile. Diğer taraftan 1.90-2.20 arası oyuncuları
savunabilir, uzun forvet ya da pivot oynayabilir ve herhangi bir sisteme uyum
sağlayabilir. Marslılar Mchale’e özel savunma yapmak zorunda kalacaklar.
Aslında, vücuduna bakıp onu uzaylı da zannedebilirler.
'92
Scottie Pippen
Playoff’lar:
19.5 MBS, 8.8 MBR, 6.7 MBA, 47-76 şut yüzdeleri (22 maç)
Gelmiş geçmiş en iyi bire-bir savunmacı, dünya
klasında atlet ve forvet ve gard pozisyonlarında hatta oyun kurucu forvet
olarak oynayabilen bir oyuncu. Marslılar’dan biri fazla ısınırsa Jordan ya da
Pipen’ı üstüne salarım. Ayrıca yaklaşık on beş paragraf sonra bahsedeceğim
dünyanızı sarsacak Ölümcül Pres için ona ihtiyacımız var.
'77
Bill Walton
Playoff’lar:
18.2 MBS 15.2 MBR 5.5 MBA 3.4 MBB, 51-69 şut yüzdeleri (19 maç)
Modern pivotların hiçbirinin takım arkadaşları
üzerinde onun kadar etkisi olmadı. Ribaundçu, blokçu, pasör ve biraraya gelmiş
en yetenekli takıma katılmaktan memnuniyet duyacak bir kombinasyona ihtiyacımız
var. Ve 1986’da öğrendiğimiz gibi Walton tecrübesi düşük dozlarda daha etkili
oluyor. (6)
'05
Ron Artest
Playoff’lar:
(Oynamadı)
Şaka yapıyorum. Yıldızlararası savaş başlatırdı.
MJ’in yedeğine ihtiyacımız var. Kim olabilir...
'01
Kobe Bryant
Playoff’lar:
29.4 MBS, 7.3 MBR, 6.1 MBA, 47-82-32 şut yüzdeleri (16 maç)
İyi senaryo: genç Kobe Jordan’ın asistanı olarak
sağlam bir MJ taklidi ortaya koyar. Mantıklı geliyor çünkü hem toyluğunu atmış
yaşta hem de hiyerarşideki yerini kabullenebilecek kadar genç. Maç başına 15
dakika oynayıp savunmada kendini yırtmasını ve antrenmanlarda Jordan’ı
zorlamasını ve maçlarda da asistanı olmasını istesek genç Kobe büyük ihtimalle
kabul eder. Yaşlı Kobe “Bir dakika, neden Michael Jordan’ın yedeği olacakmışım?
Ben de en az onun kadar iyiyim!” diye düşünürdü. Bu yüzden genç Kobe’ye ihtiyacımız
var.
Kötü senaryo: genç Kobe “Mj kadar iyi olduğumu
kanıtlamalıyım” gazına gelip maçlarda şutları yollayıp antrenmanlarda da
Jordan’a meydan okuyup işi artık ikisini rakip takımlara koyamayacağımız
seviyeye getirebilir.
(Aslında, neden riske giriyorum ki? Şöyle yapsak
olmaz mı?)
'09
Dwyane Wade
Normal
sezon: 30.2 MBS, 7.7 MBA, 5.2 MBR, 2.2 MBTÇ, 49-77-32 şut yüzdeleri (79 maç)
Beş sebep var bunun için: (a) 2009 Wade Jordan’a en
yakın izlenimi yaratan oyuncuydu; (b) 2008 Olimpiyatları’nda bençten gelip
nasıl katkı verdiği unutulamaz; (c) takım kimyası hakkında sorun çıkarmaz; (d)
gerektiği zaman oyun kurabilir; (e) Lakers taraftarları Kobe’yi takımın dışında
bıraktığım için deliye dönecekler. Bu her açıdan kazan-kazan durumu. Üzgünüm
Kobe.
'09
Chris Paul
Normal
sezon: 22.9 MBS, 11.0 MBA, 5.5 MBR, 2.8 MBTÇ, 50-87-36 şut yüzdesi (77 maç)
Isiah’ın evrim geçirmiş hali ve Ölümcül Pres
taktiğimizin ucuna koyabileceğimiz bir oyuncu ve Magic’e kusursuz bir yedek.
Ufak gardları savunabilecek ve son 30 saniyede galibiyeti korurken topu kontrol
edebilecek ve oyunu soğutacak bir oyuncu daha.
Son iki oyuncu için biraz lüks seçimler yapabiliriz.
'09
LeBron James
Normal
sezon: 28.4 MBS, 7.6 MBR, 7.2 MBA, 1.69 MBTÇ, 49-78-34 şut yüzdeleri (82 maç)
Bu pozisyon için 1989 Dennis Rodman’ı düşünüyordum
ama sonradan Oyuncular Sadece Bir Kere Büyük Problem Yaşayabilir kuralına
uymadığını fark ettim (bir kereliğine kariyerinle ilgili büyük sorunlar
yaşayabilirsin ama birden fazla olunca kalıcı olma ihtimali var). Teşekkür
ederim almayayım. 2009 LeBron James bize kısa beşle oynama imkanı veriyor. Dört
pozisyonda oynayabilen über bir atlet (1982 Magic gibi), Ölümcül Pres
taktiğimizi sersemletici hale getirecek son parça ve mükemmel bir takım
arkadaşı olmasının yanında aynı zamanda Bird’ün dakikaları için yarışacak kadar
da rekabetçi. Şimdilik onu takıma 11. oyuncu olarak alıyorum çünkü olmasını
beklediğimiz oyuncuya dönüşmesine hala iki üç yıl daha var. (7)
'01
Ray Allen
Playoff’lar:
25.1 MBS, 4.1 MBR, 6.0 MBA, 48-92-47 şut yüzdeleri (11 maç)
Üçlükçü ve maç sonu soğutucusu olarak Reggie
Miller’ın önünde seçilmeye hak kazandı. Şu yüzdelere bir bakın! Şaka mı
yapıyorsun?
Ve Şarap Mahzeni Takımı’nın son hali: '77 Kareem,
'03 Duncan, '86 Bird, '92 Jordan, '85 Magic (ilk beş); '86 McHale, '92
Pippen, '09 Wade, '77 Walton, '09 LeBron, '09 Paul, '01 Allen (yedek). Bu
on iki oyuncuyla sahip olduğumuz sistem çeşitliliğine bi bakın.
En
iyi maç sonu dizilişi: Kareem, Bird, Duncan/McHale, Jordan, Magic.
Aynı zamanda şu seçenekler de mevcut: eğer McHale
günündeyse Duncan yerine onu oynatabiliriz... eğer Bird-Magic ikilisi savunmada
sıkıntı yaratıyorsa onların yerine Pippen-LeBron ya da Paul-Wade ikilisini
oyuna alabiliriz... ya da kısa beşle oynamak istiyorsak Duncan-McHale
ikilisinden birini pivot oynatıp LeBron ya da Wade’i Kareem’le
değiştirebiliriz. Baskete ihtiyacımız olduğu zaman Jordan üzerinden ya da
Bird-Kareem ikilisinden oynayabiliriz. Eğer ihtiyacımız olursa yüksek posttan
bir oyun oynayabileceğimiz Duncan da var. Aynı zamanda her savunma ribaundunda
hızlıca hücuma koşacak Magic, Bird, Duncan ve Jordan da var.
En
iyi savunma dizilişi (uzun): McHale/Duncan/Kareem (iki tanesi), Pippen, Jordan,
Wade/Paul.
Bu takım karşısında sayı atmalarına imkan yok.
Nokta.
En
iyi savunma dizilişi (kısa): McHale/Duncan, LeBron, Pippen, Jordan, Wade/Paul.
Nokta. (8)
En
iyi hızlı hücum dizilişi: Walton/Duncan, Bird, LeBron/Pippen, Jordan/Wade,
Magic/Paul.
Çok fazla seçeneğimiz var. Neredeyse takımdaki her
oyuncuyu bu beşlerden birinde kullanabiliriz.
En
iyi kısa beş dizilişi: LeBron, Pippen, Jordan, Wade, Paul.
Büyüleyici çünkü bu kadar kısa bir beşle tempoyu
arttırıp savunmada tuzaklar kurarak çok başarılı olabiliriz('07 Warriors
gibi). Kabul edin böyle bir beş oyuna girdiği zaman oturuşunuzu düzeltip
dikkatinizi tamamen maça yönlendirirsiniz.
En
iyi uzun beş dizilişi: Kareem, Walton/Duncan, McHale, LeBron/Pippen, Bird.
LeBron ya da Pippen oyun kurucu oynayacak. İkisini
birlikte de oynatabilirsiniz ve 1986 Playoff’larında Walton, Parish, McHale,
Bird ve DJ’in ortaliği dağıttığı gibi dağıtabilirsiniz. Doğrusunu söylemek
gerekirse şu ana kadarki en beğendiğim diziliş bu oldu.
En
iyi üçlük atan diziliş: LeBron, Bird, Jordan, Allen, Paul.
En beğenmediğim diziliş. Sadece iki tane ölümcül
üçlükçüm var ki ben üç tane olmasını tercih ederdim(Steve Nash’e not: '96
Steve Kerr’ün daha iyi versiyonu olarak takıma seçilmeye çok yaklaşmıştın.)
Diğer yandan elimde Ray Allen ve Larry Bird var. Durum o kadar da kötü değil.
En
iyi serbest atış atan diziliş: Bird, Jordan, Paul, Magic, Allen.
Yüzde 85’in altında atan kimse yok ve iki tane yüzde
90 üzeri atan oyuncu var. Taktik faullere kalmış bir maçı kaybetme ihtimalimiz
yok.
En
keyifli diziliş: Walton, Bird, LeBron, Magic, Jordan.
Dört mükemmel pasör ve Jordan. Başım döndü.
Ölümcül
Pres: Duncan, LeBron, Pippen, Wade, Paul.
Bu fikri Malcolm Galdwell’e bir daha NBA takımı
çalıştırırsa yedek kadrosunda beş tane iyi savunma oyuncusu seçip özel olarak
antrenmanla tam kort baskı çalıştırıp her devre dört beş dakika bu şekilde
oynamayı planladığını söyleyen Rick Pitino’dan aldım. Bu olayın asıl amacı
rakibi yıpratmak, sindirmek ve rakip benç oyuncularını yorarak momentumu kendi
lehine çevirmek. Ve bu oyuncular bunu
yapacaktır. Bu beş oyuncu aç çitalar gibi sana baskı yaparken topu yarısahaya
getiren kişi olmak ister misiniz? (9)
Şimdi de takımın dakikalarının nasıl olacağına
bakalım. Aklınızda bulunsun oyuncuların her dakika her şeylerini vererek
oynamalarını istiyoruz.
İlk
çeyrek. Jordan, Bird, Magic, Duncan, Kareem maça başlar. Altıncı dakikada
McHale Duncan yerine girer. Çeyreğin bitimine üç dakika kala gelen zorunlu
moladan sonra Paul-Wade-Pippen-McHale-Walton beşlisinin girme zamanı gelir.
İkinci
çeyrek. Dört dakikalık ölümcül pres (Duncan-LeBron-Pippen-Wade-Paul). Sekiz
dakika kala Walton, Bird, Magic ve Jordan oyuna girer ve uzun forvette
LeBron’la birlikte “hassiktir, şu pas oyunlarına bakın” kısmı gelir. Son dört
dakika Walton yerine Kareem, LeBron yerine McHale girer.
Üçüncü
çeyrek. Aynı ilk beş. Altıncı dakikada Duncan yerine McHale ve Kareem yerine
Walton. Üç dakika kala da Paul-Wade-LeBron-McHale-Walton beşi.
Dördüncü
çeyrek. Dört dakikalık ölümcül pres. Sekiz dakika kala Jordan, Kareem, Bird,
Magic ve McHale oyuna girer. Son dört dakikada Duncan’ı yeniden oyuna alırız.
Tabii McHale oyundan çıkarılamayacak kadar iyi oynamıyorsa.
Dakika
analizi: Jordan (34), Bird (34), Magic (34), Kareem (27), Duncan (24), McHale
(20), LeBron (15), Wade(14), Walton (13), Pippen (11), Allen (0). (10)
(Marslıları mahvedeceğiz! Bizim evimize gelmemeniz
gerekiyordu!) Dışarıda bırakmakta en çok zorlandıklarım: '92 Robinson, '01
Kobe, '89 Rodman, '06 Nash ve '96 Kerr (üçlük ve serbest atış yüzdesi), '79
Gervin (etkileyici hücum), '84 Bernard (aynı şekilde), '04 Garnett (LeBron’un
yerine), '83 Toney(Wade’in yerine), '89 Dumars(savunma), '79 Moses (sadece
ribaund için), '87 Barkley(LeBron’un pozisyonuna ama onunla pres yapamazdık),
'87 Isiah (Paul’un yerine). (11) En zor seçimim mi? Bunu söylediğime
inanamıyorum ama1 Rodman. Ölümcül Pres’imizde onu kullanabilirdik. Neyse.
Koç için '07 Gregg Popovich’i (mükemmel mizah
anlayışı, daha önceden veteran oyuncularla başarı kazanmış biri) Phil Jackson
ve Pat Riley den önde seçiyorum çünkü bu kadar iyi takımda onların tatlı
motivasyon numaralarına gerek yok. ’06 Mike D’Antoni (hücum koçu), ’09 Mike
Brown (tepeden oynanan ikili oyunları savunma ve doğru rotasyonları yapabilmek
için), ’88 Rick Pitino (ölümcül pres taktiğimizi uygulayabilmek için), ’77
Willis Reed (uzun oyuncu koçu ve uzaylılardan biri saha kenarında kavga
çıkarırsa oyuncularımızı koruası için). Ayırca ’84 Red Auerbach’a da takım
başkanı olarak ihtiyacımız var çünkü kupayı kazandıktan sonra elinde kupayla
soyunma odasına gelip alaycı bir şekilde “Duyduğuma göre uzaylılar çoğu konuda
bizden daha iyilermiş.” (Kupayı kaldırır.) “İşte sizin daha iyi olduğunuz konu
bu.” şeklinde konuşma yapacak birisi olmalı.
Red’den bahsederken aklıma geldi aynı kurallarla bu
dönemin öncesinden bir takım oluşturmak istesek nasıl olurdu? Aynı
atletizme-dolayısıyla yedek oyuncularla yapılacak prese de- sahip olamazdık
aynı zamanda o zamanlar 6 metrenin dışından şut atan kimseler olmadığı için dış
şut konusunda sorunlarımız olurdu. O yüzden bu takımı biraz daha farklı şekilde
kurardım. Bi bakın.
İlk
beş. ’74 Kareem (ana skorer); ’64 Russel (takımın lideri,
blokçusu ve ribaundcusu olarak uzun forvette oynatırdım); ’72 Havlicek; ’66
West (yan sanayi MJ); ’64 Oscar (maestro). 1977 öncesi oynamış oyuncular
arasında en modern beş seçimim bunlar olurdu.
Yedek.
1977
öncesi oyuncular stil olarak esnek değillerdi ve o zaman Duncan/KG tarzı
oyuncular da olmadığı için boyları da daha kısaydı. O zaman ne yapacağız? ’61
Elgin, ’59 Cousy, ’62 Wilt, ’76 Doc, ve ’73 Cowens’la birlikte koşan bir takım
olabilir diye düşündüm ama hiç dış tehtidleri yok ve savunmada rahatça
ezilebilirler. Peki ya Wilt’i üzerlerine salıp bençi de oyna uygun düzenleyip
’67 Sixers ya da ’72 Lakers’ı olabildiğince taklit etsek nasıl olur? Wilt’le
konuşup maçlara ilk beş başlamayacağını ve maç sonlarında sahada olmayacağını
söyleriz. Ondan bütün istediğimizin devre başına altı dakika atabildiği kadar
sayı atması olduğunu söyleriz. O sayı atar diğer oyuncular savunma yapar. Bu
kadar. Kabul etmezse takıma almayız. Bence kabul edecektir. Sonrasında da ’67
Sixers’a olabildiğince yakın bir benç
oluştururuz. ’70 Frazier (Oscar’ın yedeği, artı maçlardan sonra Wilt’le
birlikçe içecek biri); ’70 DeBusschere (ribaund, savunma ve uzun mesafe şutu);
’75 Barry (pas yeteneği, uzun mesafe şutu ve maç sonu oyunu soğutacak oyuncu);
’65 Sam Jones (bençten skor katkısı verebileceğini biliyoruz). Aynı zamanda
Barry’i bir seri katil gibi herkesten uzak tutacağım ki takım arkadaşlarıyla
herhangi bir etkileşim kurmasın. Hannibal Lecter’mış gibi muamele göstereceğiz
ona: bir sedyeye bağlı ve yüzünde metal bir maske kaplı şekilde. Ona
ihtiyacımız olduğu zaman idmanlara ve maçlara götürebilir. Kesinlikle işe
yarayacaktır.
Diğer
yedekler. ’75 McAdoo (uzun mesafe şut ve ihtiyacımız olursa
diye uzun boylu biri); ’73 Maravich (üçlük spesyalisti, serbest atış, kopmuş
maçları zevkli hale getirme).
Koç.
’65 Auerbach’ın ta kendisi. Sadece yedi oyun ve hızlandırılmış taktikler. İşleri
eski usülde halledeceğiz.
Dışarıda
kalanlar. ’70 Willis (sert bir oyuncu iyi olabilirdi); ’76 Doc
(daha fazla skora ihtiyacımız yok); ’59 Cousy (kötü savunma ve şut zaafı); ’58
Petit (editörüm beni öldürebilirdi); ’76 Calvin Murphy (skorer, soğuk kanlı,
boy avantajı); ’73 Cowens (enerji yaratabilecek oyuncu); ’94 Satch Sanders
(Rodman’vari savunma oyuncusu); ’61 Elgin (malesef yer bulamadım onun için) En
zor seçimler mi? Doc ve Elgin. Zaten yeterince skorerimiz var. Üzgünüm beyler.
Marslılarla kimin oynayacağını belirlemek için 1977
öncesi ve sonrası takım yedi maçlık seri oynasaydı nasıl olurdu? 1977 öncesi
takımın herhangi bir şekilde Jordan’ı nasıl durdurabileceğini hayal bile
edemiyorum, üstelik Magic’in sürekli Jerry West’in maç sonlarını daha iyi oynadığını
söylemesi üzerine West’i sahadan silecektir. ‘77 sonrası takım dört uzun oyuncuyla oynayıp Kareem ve Wilt
ikilisini, ölümcül presle de Frazier/Jones ikilisini parçalayacaktır. ’77
sonrası takım önde olduğu maçta Kareem-McHale-Pippen-Jordan-Wade beşiyle
oynayıp Kareem dışında ’77 öncesi takımın bütün oyuncularını kitleyebilirler.
Kareem için de Russel’ı orta mesafe şutunu riske ederek boş bırakıp ikili
sıkıştırma uygularla. ’77 öncesi takımın West-Maravich-McAdoo-Barry dörtlüsünü
aynı anda oynatmadığı sürece üçlük çizgisinin dışından oyun oynaması çok zor ve
’77 sonrası takım bu takıma karşı Jordan-Wade-LeBron-Paul dörtlüsünü oynatıp
Maravich’in savunma zaafının üzerine gidebilir. Her şeyi Oscar üzerinden
oynamaya çalışırsalar da Pippen, LeBron ya da Wade’le savunabilirler. Bunların
dışında Jordan’ı, Wade’i, hatta LeBron’u kim savunacak? ’77 öncesi takımın maç
kazanmasına ihtimal bile vermiyorum.
Eğer iki dönemi birleştirmek istersek ’77 Walton
yerine ’64 Russel, ’09 Wade yerine ’66 West ve ’09 LeBron yerine ’72 Havlicek’i
alabilirim takıma ama en fazla bu kadar. Ama bu değişiklikleri yapmama gerek
var mı diye sorarsanız Russel dışında gerek yok bence.
Şimdilik Şarap Mahzeni takımı böyle benim için. Bu
kitabı 2009’un Nisan ortasında bitirdim. “Basketbolun İkinci Kitabı: Acil
Paraya İhtiyacım Var”ı yazdığım zaman belki LeBron ve Paul, Bird ve Magic
yerine ilk beşe yerleşir. Belki Kevin Durant, Ray Allen’ı takımın dışına iter.
Belki Dwight Howard canavara dönüşüp Walton’un yerini alır. Belki LeBron 2012’de
’92 MJ’in yerine takım lideri olacak konuma gelir. Her şeye hazırlıklıyım.
Basketbol hayranı biriyim ben. Sıradaki
sürprize her zaman hazırım. Gerçek mükemmelliklerin hangi köşelerin
arkasında saklandığını asla bilemezsin. Sadece ortaya çıkmış olanları
unutmadığınızdan emin olun.
Dipnotlar
*: Basit olarak açıklamak gerekirse Simmons Sır'ı bir basketbol takımının oyuncular arasındaki uyumun sağlanması ve bu sayede takımın daha üst seviyeye çıkarılması için anlaşılması gereken bir şey olduğunu söylüyor.
"Sır" bölümünün Türkçe'ye çevirilmiş halini okumak isteyenler için: Lap Nation
1- Bu
şarap guruluğu işini hiç anlamamışımdır. Çok subjektif bir olay, şarabın tadı
kişiden kişiye değişiyorken saatlerce hangi şarabın daha iyi olduğu hakkında
konuşmanın bi mantığı yok. İç ve çeneni kapa. Ispatlanması imkansız şeyleri
ıspatlamak için salakça ve argümanlar üreten ve çekilmez fikirlerini sürekli belirten bir
insanla aynı odada kapalı kalmak kadar kötü bir şey yok. Tabi konu bu kitap
değilse. O zaman sorun yok.
2- Çok
fazla detay vermek istemiyorum ama oyuncuların o sezon bittiği andaki hallerini
seçiyoruz.
3- Bilginiz
olsun diye söylüyorum Finallerin Finali’ni biletli seyirciler önünde Madison
Square Garden’da oynuyoruz. Rocky’nin Drogo’yla Yılbaşı gününde Rusya’da
parasız dövüşmesi gibi bi hata yapmak istemiyorum. Eğer dünyanın geleceği
tehlikedeyse bundan kar da elde etmeliyiz. Bu arada Finallerin Finali’nin
sonunu Rocky 4’ün sonu gibi hayal ediyorum. Şarap Mahzeni Takımı ve Marslılar
birbirlerine saygı duymaya başlarlar ve Magic Johnson taraftarlara şu şekilde
seslenir: “Burada gördükleriniz 12 insanın ve 12 uzaylının birbirini
öldürmesinden başka bir şey değil fakat on milyon kişinin ölmesinden iyidir” ve
“Eğer Marslılar değişebilirse ve eğer insanlar değişebilirse, herkes
değişebilir.”
4- Jordan’ın
en değeri bilinmeyen playoff sezonu: Knicks’e karşı 7 acımasız fiziksel
mücadele içinde geçen maç, mükemmel Cavs takımına karşı 6 zorlu mücadele ve
korkutucu Blazers takımı karşısında 6 maç daha... ve bu maçların hiçbirinde en
ufak bir an bile geri planda kalmadı.
5- ’92
MJ ve ’96 MJ arasındaki fikrimi yaklaşık 700 kere değiştirdim. Hala doğru
seçimi yapıp yapmadığımdan emin değilim. ’92 MJ atletik olarak mükemmeldi ve
Sır’ı %90 oranında kabullenmişti; ’96 MJ ise onun %90’ı kadar iyiydi ama Sır’ı
tamamen kabullenmişti. Çok zor. Bilemiyorum. Sikeyim.
6- Aslında
bu pozisyonda ’92 David Robinson’u düşünüyordum çünkü o sezon 23-12
ortalamalarının yanında 4.5 blok ve 2.3 top çalma ortalaması vardı ve bu
ikisinin toplamı 1973 sonrası herhangi bir oyuncunun ulaştığı en yüksek
ortalamaydı. Hem pres taktiğim hem de mükemmel takım arkadaşı olarak daha iyi
bir pivot bulamazdım ama Robinson’un kritik anlarda tökezleme eğilimi çok
yüksek ve eğer Kareem’e bir şey olursa...
7- Basketbol’un İkinci Kitabı yazıldığı zaman berbat bir sakatlık ya da hakkında
büyük bir suçlama olmazsa LeBron neredeyse kesin olarak Efsane Larry’nin ya da
Duncan’ın yerine ilk beşe yerleşecek. Ama şimdilik yedek kısa forvetim olarak
Pippen’ı seçiyorum. Bron’u yepyeni bir Testarossa gibi üzeri örtülü olarak
garajda saklayacağız.
8- Aslında ölümcül pres taktiğim için ’92 ya da ’93 senesinin en iyi savunma
takımının üyeleri olan Pippen, Rodman, MJ, Dumars ve Robinson/Hakeem’i seçip MJ’yle
LeBron’un yerini değiştirerek pres takımımı oluşturabilirdim. Ama bunun olması
için Walton-Hakeem/Robinson, Wade-Dumars, Ray Allen-Rodman değişikliklerini
yapmam gerekirdi... çok riskli. Bu takımı seçerken ne kadar süre harcadığımı
tahmin bile edemezsiniz. Onlarca saatten bahsediyorum. Onlarca. Ve her kendi
kendime “Bir hayata ihtiyacım var” diye düşündüğümde “Ama bu kitabım için” diye
kendimi avuttum.
9- Bir
saniye... az önce modern basketbol tarihinin en başarısız koç/yöneticilerinden
biri olan Rick Pitino’nun fikrini mi çaldım? Bu kitabın artık bitmesi
gerekiyor.
10- Üzgünüm Ray. Sen bir lükssün bizim için.
Hiç kimse 12 kişilik bir takımla oynamıyor. Eğer bununla ilgili bir sorunun
varsa hemen Kerr ya da Nash’i arayabilirim, söylemen yeter.
11- Zavallı Isiah Şarap Mahzeni Takımı’nda
bile kendine yer bulamadı. Gerçi bu seferki geçerli bir sebepten dolayı: 3
sayılık atışlar. Ama MJ’in ondan Dream Team’e alınmasını engelleyecek kadar
nefret ettiğini düşünürsek, “Bakın, o adamla takım arkadaşı olacağıma dünyanın
patlamasını izlerim daha iyi.” demesi de olası.
Orijinal metni Google'dan "The Book of Basketball epub/e-book" şeklinde arama yaparak bulabilirsiniz.