Tuesday, January 27, 2015

Rastgele Çeviriler #3 | Şarap Mahzeni

Başlamadan önce Lappapa Blog'da kitabın başından itibaren çevirilen bazı kısımlar var şurada. Benim çevirdiğim bölümde sıklıkla bahsedildiği için 4 numaralı "Sır" bölümünü okumanızı tavsiye ederim. 


Yapboz parçalarını birleştirmenin zamanı geldi.

Bu yapboz Marslı istilacıların gelişinden sonra oluşuyor. Diyelim ki basketbol oynayan uzaylılar dünyaya indi ve Bağımsızlık Günü’nde olduğu gibi bir şeyleri patlatıyorlar ve bize dünyanın kontrolü için yedi maçlık bir basketbol serisinde meydan okuyorlar. Yine diyelim ki, Lost’taki zaman makinesine sahibiz ve Sarrah Conner gibi zamanda yolculuk yapıp 1946-2009 arasında oynamış NBA efsanelerinden istediğimiz on iki tanesini günümüze getirip Finallerin Finali öncesinde sekiz hafta birlikte idman yaptırma hakkımız var. Kazanmamız gerek yoksa Dünya yok olacak. Hangi on iki oyuncuyu seçerdiniz?

Eğer bu kitaptan, “Simmons kendi kitabını düzenleyemiyor” ve “Rick Barry’nin 1975-76 sezonunda Burt Reynolds’vari peruk giydiği” dışında bir şey öğrendiyseniz, umuyorum ve dua ediyorum ki o şey gelmiş geçmiş en iyi on iki oyuncuyu seçmek yerine birbirini en iyi şekilde tamamlayan on iki kişiyi seçmeniz gerektiğidir... değil mi? (Lütfen onaylayın. Teşekkür ederim.) Bir basketbol takımı istiyorsunuz. Sır’ı* anlayan bir grup. Düzgün kişilikleri ve yetenekleriyle hiçbir aşırı oyuncunun meydan okumaya yeltenemeyeceği bir grup. Kritik anlar için bir lideri ve bir sorgulanamaz dominant karakter. Limitli rollerini kabullenen ve kaç dakika oynadığını sorun etmeyen yedek oyuncular. Boy, stil ve atletizim çeşitliliğiyle esnek bir kadro. Forma ve poster satabilmek için en az 4 beyaz oyuncu. (Uups, burda batırdım, ‘92 Dream Team kurulurkenki mantıkla düşünüyordum. Bunu karalayın.) İdeal bir dünyada en iyi on iki oyuncumuz sadece birbiriyle uyum sağlamayı ve kazanmayı umursar.

Takımın ismini Şarap Mahzeni Takımı koyuyorum çünkü: Ne zaman birileri tüm zamanların en iyi kadrosunu yapmak istese genellikle rastgele isimler seçiyorlar. Ben Bird, Magic, Jordan, Kareem, Lebron seçerdim. Ama bunun bi anlamı var mı? Beyzbol öncesi mi yoksa beyzbol sonrası Jordan’ı mı seviyorsunuz? Dominant Magic mi yoksa bencil olmayan Magic mi? Daha fazla bilgiye ihtiyacım var. Şarap gurmesi gibi düşünün kendinizi oyuncuları da şarap markası olarak değil de dönemsel özel şaraplar olarak. Herhangi bir şarap uzmanına son yetmiş beş yılda üretilmiş favori şaraplarını sorarsanız “Mouton-Rothschild, Lafite, Haut Brion, Latour...” demezler, “ '59 Mouton-Rothschild, '53 Lafite, '82 Haut-Brion, '61 Latour” derler. Eğer bir uzmanı biraz gaza getirip “Sana beş yemek menüsü vereceğim ve sen de bana her menüyle iki tane olmak üzere en iyi on şarabı seçeceksin” diye meydan okursanız mutlulukla kabul ederler. Şarap uzmanı olmak böyle bir şeydir. Sadece markaları bilmek değil, üretim yıllarını ve hangi yemeklerle daha güzel gideceğini bilmek önemlidir. Bu kararları verebilmek için çok uzun zaman harcayacaktır.(1)

Basketbola benzemiyor mu? Asıl önemli olan yıllar. Bird’ü izlemeye bayılıyordum ama '86 model Bird’ü izlemeye gerçekten bayılıyordum. Neden mi? Takım arkadaşları '86’da zirveye ulaştılar ve oyunundaki başka şekilde ortaya çıkarılamayacak özellikleri  keşfetti. Kariyer yılının şans üzerine ve zamanın denk gelmesiyle ilgili olduğunu söyleyebilirsiniz. Örneğin şarapları özel kılan belirleyici etmenler de şans ve zamanlamayla alakalı olabiliyor. Mesela 1947’de Fransa’da yazın normalden çok daha fazla sıcak olması şarapları daha ağır ve daha az asitli yapmıştır. Bu sayede '47 Cheval Blank özel bir şarap ve üretilmiş en güzel şarap olmuştur... bilirsiniz, '77 Bill Walton gibi. Tabi her karar bu kadar kolay değil. Mouton-Rothschild şarabı 1953, 1959 ve 1961 yıllarında kaliteli ürünler vermiştir... bilirsiniz, tıpkı Magic’in '82, '85 ve '87’de yaptığı gibi. Şarap uzmanları en iyi Mouton-Rothschild hakkında karşıt görüşlerde olabiliyor, tıpkı bizim hangi Magic’in daha iyi olduğu hakkında farkı düşünebileceğimiz gibi. En skorer sezonunu '87 yılında gerçekleştirmişti ama bir şişe Jordan('92 ya da '96) ve bir şişe '86 Bird almışken ve kesinlikle birkaç tane daha skorer alacakken Şarap Mahzeni Takımı’mda yeterince skor gücü bulunuyor.  Neden skorer Magic’i seçeyim ki? Neden bencilliğin zıt anlamı olan '85 Magic’i seçmeyeyim? Hatta altıncı oyuncu olarak daha genç, daha iyi savunma yapan, ve dört poizisyonda oynayabilen ve triple-double’a yakın istatistikler yapabilecek kadar yetenekli '82 Magic’i seçebilirim.

Yani gerçekten Şarap Mahzeni Takımı’nı yapboz gibi yaptım. Kararlarımı da üç temel kuralla verdim:
1.    Sadece canlı gözle izlediğimi hatırlayabildiğim oyuncuları seçeceğim. Bu da ABA-NBA dönemini çıkarıp bize 1977-2009 arası dönemi bırakıyor. (2)
2.    Gelmiş geçmiş en iyi basketbol takımını ('86 Celtics) olabildiğince taklit et. Takımdaki oyuncuların yetenekleri olarak değil ama bencil olmamak ve esnek olmak konularında.
3.    Bencil olmamak + karakter + savunma + ribaund + MJ formülü, iki buçuk metrelik pivotları olmadığı sürece Marslıları sahadan kaçırmaya yetecektir.  (3)

Bunlardan sonra aşağıdaki özelliklere uyan takımda olmak zorunda olan oyuncuların listesini çıkardım. O özellikler: kesinlikle bencil olmayacak, mükemmel takım arkadaşı olacak, takım arkadaşlarının oyununu yükseltmekten zevk alacak, inanılmaz derecede yüksek basketbol IQ’su olacak ve Sır’ı tamamen benimsemiş olacak. Bu özelliklerin hepsine sahip üç oyuncu var.

'86 Larry Bird
25.8 MBS, 9.3 MBR, 8.2 MBA, 2.1MBATÇ, 51-93-41 şut yüzdeleri (18 playoff maçı)

Ona yetenekli takım arkadaşları verin ve üçlük atan, kendinden kısa oyuncuları postta ezen, savunmaların arasından sıyrılan, herkesi daha iyi duruma getiren ve gerektiği zaman işleri ele alacak biri olarak kendini yeniden keşfetsin. Mike Fratello 1988 All-Star maçında Dominique ve Jordan’ın toplam altmış dokuz sayı attığı ve Bird’in altı sayı attığı maçtan sonra Bird’ün iyi takım arkadaşlarıyla daha iyi olduğunu şöyle özetlemişti: “Michael iyi oynadı, Dominique de iyi oynadı ama benim için asıl etkileyici olan Larry Bird’ün kendini geri planda çekişiydi. Larry Bird bugün birçok insanın fark edemeyeceği bir şeyi gösterdi bugün. Bir koçun bakış açısıyla onun yaptıklarına bayılmamak mümkün değil. Bir kaç tane kritik top çalıp, istikrarlı olarak savunmaya döndü ve rakibin yaklaşık beş tane hızlı hücum fırsatını bozdu. Bana göre o oyunun müfettişi gibi. Takımının neye ihtiyacı olduğunu tespit  ediyor ve hemen o konu hakkında bir şeyler yapıyor.” Evet bir tane müfettişe ihtiyacımız var ve bu Bird olacak.

'93 Tim Duncan
Playoff’lar: 24.7 MBS, 15.4 MBR, 5.3 MBA, 3.3 MBB, 53-67 şut yüzdeleri (24 maç)

Gelmiş geçmiş en iyi uzun forvet, ikili sıkıştırmaların kumandanı, muazzam takım arkadaşı, kısa beşle oynadığımız zaman pivot oynayabilecek kapasitede. İstediğimiz her şeye uyuyor. '86 McHale’in gelişmiş versiyonu.

'85 Magic Johnson
Playoff’lar: 17.5 MBS, 7.1 MBR, 15.2 MBA,  51-85 şut yüzdeleri (19 maç)

Mouton-Rothschild paragrafında bahsettiğim her özelliği kapsıyor. Bird gibi o da diğerlerini daha iyi yapmak için yaşıyor.

Takımın üç kişilik temeli bu şekilde ve yanlarında Jordan. Ama hangi Jordan? 1991’de atletik ve istatistiksel olarak tavan yaptı, 1992’de özgüven konusunda tavan yaptı, 1993’te rekabetçilik ve kazanan oyuncu olmak konularında tavan yaptı... ama bu üç Jordan yılı çok fazla rekabetçiydi. Dünyanın kurtuluşu söz konusu olsa bile bu onu belli takım arkadaşlarının özgüvenlerini zedelemeye çalışmaktan alıkoyamayabilir( antrenmanda Kobe ya da LeBron’la karşı karşıya olduğunu hayal edin) ve kendi üstünlüğünü ispatlamak için her antrenmanı savaş alanına çevirebilir. '96 Jordan’ı tercih etmez miydiniz? Beyzbol arasıyla birlikte mütevazileşmiş, yeteneklerinin daha fazla farkında olan, daha anlayışlı ve destekleyici bir takım arkadaşı, en az eskisi kadar rekabetçi ve aç, daha az atletik ama daha efektif, kendi sınırlarını daha iyi bilen, Sır’ı tamamıyla anlamış biri. Hmmmm. Şöyle yapalım.

'92 Michael Jordan
Playoff’lar: 34.5 MBS, 6.2 MBR, 5.8 MBA, 50-86-39 şut yüzdeleri (22 maç) (4)

Şöyle açıklayayım: beyzbol öncesi MJ sadece boktan takım arkadaşlarıyla birlikte oynamak konusunda sorun yaşadı. Şarap Mahzeni Takımı’nda Brad Sellers ve Will Perdue’yla birlikte oynamayacak. Sorun çıkarmayacaktır. Dream Team’le birlikte sorun çıkarmadıysa kurulmuş en iyi takımla da sorun çıkarmayacaktır. En iyi skorerimizin ikinci şampiyonluğu sonrasında ve yeteneklerinin zirvesindeki bir dönemden sonra istiyoruz. '86 Celtics ekolünden devam edecek olursak, Danny Ainge yerine Jordan olsaydı neler olabilirdi bir hayal edin. Ve aynı zamanda Marslılar tarafından yıkılan şehirlerimizi yenileyebilmek için basketbol aşıklarına Jordan’ın sekiz hafta boyunca idmanlarda genç LeBron, genç Wade ya da Kobe’yle gireceği mücadeleleri satıp para kazanabiliriz. (5)

Pivot pozisyonu için dünyanın geleceği hatrına kin tutmaktan vazgeçiyorum. Kesinlikle ihtiyacım olan iki şey var. Sky-hook ve Kareem. Sır’ı kabullenmesi hakkındaki bütün şüphelerim 1980’de Sports Illustrated’ta yayınlanan yazıda zorlayıcı migren hastalığına rağmen oynamaya devam etme kararını “Bu adamlar benim takım arkadaşım, ama aynı zamanda da arkadaşım. Bana ihtiyaçları var.” şeklinde açıkladığında bitti. Evet! Russel’ın söyleyebileceği bir şey gibi geliyor kulağa. Yine de...

'77 Kareem Abdul-Jabbar
Playoff’lar: 34.6 MBS, 17.7 MBR, 4.1 MBA, 61-73 şut yüzdeleri (11 maç)

İlk beşimiz bu şekilde oluşuyor: '86 Bird, '03 Duncan, '85 Magic, '92 Jordan ve '77 Kareem. Bunlardan daha iyi bir beş oluşturamazsınız. Beş tane yedeğimiz de onları olabilecek her yönden tamamlayıcı olmalı (aynı zamanda Sır’ı da benimsemeli tabii ki).

'86 Kevin  McHale
Playoff’lar: 24.9 MBS, 8.6 MBR, 2.7 MBA, 2.4 MBB, 58-79 şut yüzdeleri (18 maç)

Gelmiş geçmiş en verimli alçak post skoreri. McHale oyuna girer ve onu postta kullanırız, on pozisyonun altısında sayı atar. Faul atışlarını saymıyorum bile. Diğer taraftan 1.90-2.20 arası oyuncuları savunabilir, uzun forvet ya da pivot oynayabilir ve herhangi bir sisteme uyum sağlayabilir. Marslılar Mchale’e özel savunma yapmak zorunda kalacaklar. Aslında, vücuduna bakıp onu uzaylı da zannedebilirler.

'92 Scottie Pippen
Playoff’lar: 19.5 MBS, 8.8 MBR, 6.7 MBA, 47-76 şut yüzdeleri (22 maç)

Gelmiş geçmiş en iyi bire-bir savunmacı, dünya klasında atlet ve forvet ve gard pozisyonlarında hatta oyun kurucu forvet olarak oynayabilen bir oyuncu. Marslılar’dan biri fazla ısınırsa Jordan ya da Pipen’ı üstüne salarım. Ayrıca yaklaşık on beş paragraf sonra bahsedeceğim dünyanızı sarsacak Ölümcül Pres için ona ihtiyacımız var.

'77 Bill Walton
Playoff’lar: 18.2 MBS 15.2 MBR 5.5 MBA 3.4 MBB, 51-69 şut yüzdeleri (19 maç)

Modern pivotların hiçbirinin takım arkadaşları üzerinde onun kadar etkisi olmadı. Ribaundçu, blokçu, pasör ve biraraya gelmiş en yetenekli takıma katılmaktan memnuniyet duyacak bir kombinasyona ihtiyacımız var. Ve 1986’da öğrendiğimiz gibi Walton tecrübesi düşük dozlarda daha etkili oluyor. (6)

'05 Ron Artest
Playoff’lar: (Oynamadı)

Şaka yapıyorum. Yıldızlararası savaş başlatırdı. MJ’in yedeğine ihtiyacımız var. Kim olabilir...

'01 Kobe Bryant
Playoff’lar: 29.4 MBS, 7.3 MBR, 6.1 MBA, 47-82-32 şut yüzdeleri (16 maç)

İyi senaryo: genç Kobe Jordan’ın asistanı olarak sağlam bir MJ taklidi ortaya koyar. Mantıklı geliyor çünkü hem toyluğunu atmış yaşta hem de hiyerarşideki yerini kabullenebilecek kadar genç. Maç başına 15 dakika oynayıp savunmada kendini yırtmasını ve antrenmanlarda Jordan’ı zorlamasını ve maçlarda da asistanı olmasını istesek genç Kobe büyük ihtimalle kabul eder. Yaşlı Kobe “Bir dakika, neden Michael Jordan’ın yedeği olacakmışım? Ben de en az onun kadar iyiyim!” diye düşünürdü. Bu yüzden genç Kobe’ye ihtiyacımız var.
Kötü senaryo: genç Kobe “Mj kadar iyi olduğumu kanıtlamalıyım” gazına gelip maçlarda şutları yollayıp antrenmanlarda da Jordan’a meydan okuyup işi artık ikisini rakip takımlara koyamayacağımız seviyeye getirebilir.
(Aslında, neden riske giriyorum ki? Şöyle yapsak olmaz mı?)

'09 Dwyane Wade
Normal sezon: 30.2 MBS, 7.7 MBA, 5.2 MBR, 2.2 MBTÇ, 49-77-32 şut yüzdeleri (79 maç)

Beş sebep var bunun için: (a) 2009 Wade Jordan’a en yakın izlenimi yaratan oyuncuydu; (b) 2008 Olimpiyatları’nda bençten gelip nasıl katkı verdiği unutulamaz; (c) takım kimyası hakkında sorun çıkarmaz; (d) gerektiği zaman oyun kurabilir; (e) Lakers taraftarları Kobe’yi takımın dışında bıraktığım için deliye dönecekler. Bu her açıdan kazan-kazan durumu. Üzgünüm Kobe.

'09 Chris Paul
Normal sezon: 22.9 MBS, 11.0 MBA, 5.5 MBR, 2.8 MBTÇ, 50-87-36 şut yüzdesi (77 maç)

Isiah’ın evrim geçirmiş hali ve Ölümcül Pres taktiğimizin ucuna koyabileceğimiz bir oyuncu ve Magic’e kusursuz bir yedek. Ufak gardları savunabilecek ve son 30 saniyede galibiyeti korurken topu kontrol edebilecek ve oyunu soğutacak bir oyuncu daha.
Son iki oyuncu için biraz lüks seçimler yapabiliriz.

'09 LeBron James
Normal sezon: 28.4 MBS, 7.6 MBR, 7.2 MBA, 1.69 MBTÇ, 49-78-34 şut yüzdeleri (82 maç)

Bu pozisyon için 1989 Dennis Rodman’ı düşünüyordum ama sonradan Oyuncular Sadece Bir Kere Büyük Problem Yaşayabilir kuralına uymadığını fark ettim (bir kereliğine kariyerinle ilgili büyük sorunlar yaşayabilirsin ama birden fazla olunca kalıcı olma ihtimali var). Teşekkür ederim almayayım. 2009 LeBron James bize kısa beşle oynama imkanı veriyor. Dört pozisyonda oynayabilen über bir atlet (1982 Magic gibi), Ölümcül Pres taktiğimizi sersemletici hale getirecek son parça ve mükemmel bir takım arkadaşı olmasının yanında aynı zamanda Bird’ün dakikaları için yarışacak kadar da rekabetçi. Şimdilik onu takıma 11. oyuncu olarak alıyorum çünkü olmasını beklediğimiz oyuncuya dönüşmesine hala iki üç yıl daha var. (7)

'01 Ray Allen
Playoff’lar: 25.1 MBS, 4.1 MBR, 6.0 MBA, 48-92-47 şut yüzdeleri (11 maç)

Üçlükçü ve maç sonu soğutucusu olarak Reggie Miller’ın önünde seçilmeye hak kazandı. Şu yüzdelere bir bakın! Şaka mı yapıyorsun?
Ve Şarap Mahzeni Takımı’nın son hali: '77 Kareem, '03 Duncan, '86 Bird, '92 Jordan, '85 Magic (ilk beş); '86 McHale, '92 Pippen, '09 Wade, '77 Walton, '09 LeBron, '09 Paul, '01 Allen (yedek). Bu on iki oyuncuyla sahip olduğumuz sistem çeşitliliğine bi bakın.

En iyi maç sonu dizilişi: Kareem, Bird, Duncan/McHale, Jordan, Magic.
Aynı zamanda şu seçenekler de mevcut: eğer McHale günündeyse Duncan yerine onu oynatabiliriz... eğer Bird-Magic ikilisi savunmada sıkıntı yaratıyorsa onların yerine Pippen-LeBron ya da Paul-Wade ikilisini oyuna alabiliriz... ya da kısa beşle oynamak istiyorsak Duncan-McHale ikilisinden birini pivot oynatıp LeBron ya da Wade’i Kareem’le değiştirebiliriz. Baskete ihtiyacımız olduğu zaman Jordan üzerinden ya da Bird-Kareem ikilisinden oynayabiliriz. Eğer ihtiyacımız olursa yüksek posttan bir oyun oynayabileceğimiz Duncan da var. Aynı zamanda her savunma ribaundunda hızlıca hücuma koşacak Magic, Bird, Duncan ve Jordan da var.

En iyi savunma dizilişi (uzun): McHale/Duncan/Kareem (iki tanesi), Pippen, Jordan, Wade/Paul.
Bu takım karşısında sayı atmalarına imkan yok. Nokta.

En iyi savunma dizilişi (kısa): McHale/Duncan, LeBron, Pippen, Jordan, Wade/Paul.
Nokta. (8)

En iyi hızlı hücum dizilişi: Walton/Duncan, Bird, LeBron/Pippen, Jordan/Wade, Magic/Paul.
Çok fazla seçeneğimiz var. Neredeyse takımdaki her oyuncuyu bu beşlerden birinde kullanabiliriz.

En iyi kısa beş dizilişi: LeBron, Pippen, Jordan, Wade, Paul.
Büyüleyici çünkü bu kadar kısa bir beşle tempoyu arttırıp savunmada tuzaklar kurarak çok başarılı olabiliriz('07 Warriors gibi). Kabul edin böyle bir beş oyuna girdiği zaman oturuşunuzu düzeltip dikkatinizi tamamen maça yönlendirirsiniz.

En iyi uzun beş dizilişi: Kareem, Walton/Duncan, McHale, LeBron/Pippen, Bird.
LeBron ya da Pippen oyun kurucu oynayacak. İkisini birlikte de oynatabilirsiniz ve 1986 Playoff’larında Walton, Parish, McHale, Bird ve DJ’in ortaliği dağıttığı gibi dağıtabilirsiniz. Doğrusunu söylemek gerekirse şu ana kadarki en beğendiğim diziliş bu oldu.

En iyi üçlük atan diziliş: LeBron, Bird, Jordan, Allen, Paul.
En beğenmediğim diziliş. Sadece iki tane ölümcül üçlükçüm var ki ben üç tane olmasını tercih ederdim(Steve Nash’e not: '96 Steve Kerr’ün daha iyi versiyonu olarak takıma seçilmeye çok yaklaşmıştın.) Diğer yandan elimde Ray Allen ve Larry Bird var. Durum o kadar da kötü değil.

En iyi serbest atış atan diziliş: Bird, Jordan, Paul, Magic, Allen.
Yüzde 85’in altında atan kimse yok ve iki tane yüzde 90 üzeri atan oyuncu var. Taktik faullere kalmış bir maçı kaybetme ihtimalimiz yok.

En keyifli diziliş: Walton, Bird, LeBron, Magic, Jordan.
Dört mükemmel pasör ve Jordan.  Başım döndü.

Ölümcül Pres: Duncan, LeBron, Pippen, Wade, Paul.
Bu fikri Malcolm Galdwell’e bir daha NBA takımı çalıştırırsa yedek kadrosunda beş tane iyi savunma oyuncusu seçip özel olarak antrenmanla tam kort baskı çalıştırıp her devre dört beş dakika bu şekilde oynamayı planladığını söyleyen Rick Pitino’dan aldım. Bu olayın asıl amacı rakibi yıpratmak, sindirmek ve rakip benç oyuncularını yorarak momentumu kendi lehine  çevirmek. Ve bu oyuncular bunu yapacaktır. Bu beş oyuncu aç çitalar gibi sana baskı yaparken topu yarısahaya getiren kişi olmak ister misiniz? (9)
Şimdi de takımın dakikalarının nasıl olacağına bakalım. Aklınızda bulunsun oyuncuların her dakika her şeylerini vererek oynamalarını istiyoruz.

İlk çeyrek. Jordan, Bird, Magic, Duncan, Kareem maça başlar. Altıncı dakikada McHale Duncan yerine girer. Çeyreğin bitimine üç dakika kala gelen zorunlu moladan sonra Paul-Wade-Pippen-McHale-Walton beşlisinin girme zamanı gelir.

İkinci çeyrek. Dört dakikalık ölümcül pres (Duncan-LeBron-Pippen-Wade-Paul). Sekiz dakika kala Walton, Bird, Magic ve Jordan oyuna girer ve uzun forvette LeBron’la birlikte “hassiktir, şu pas oyunlarına bakın” kısmı gelir. Son dört dakika Walton yerine Kareem, LeBron yerine McHale girer.

Üçüncü çeyrek. Aynı ilk beş. Altıncı dakikada Duncan yerine McHale ve Kareem yerine Walton. Üç dakika kala da Paul-Wade-LeBron-McHale-Walton beşi.

Dördüncü çeyrek. Dört dakikalık ölümcül pres. Sekiz dakika kala Jordan, Kareem, Bird, Magic ve McHale oyuna girer. Son dört dakikada Duncan’ı yeniden oyuna alırız. Tabii McHale oyundan çıkarılamayacak kadar iyi oynamıyorsa.

Dakika analizi: Jordan (34), Bird (34), Magic (34), Kareem (27), Duncan (24), McHale (20), LeBron (15), Wade(14), Walton (13), Pippen (11), Allen (0). (10)

(Marslıları mahvedeceğiz! Bizim evimize gelmemeniz gerekiyordu!) Dışarıda bırakmakta en çok zorlandıklarım: '92 Robinson, '01 Kobe, '89 Rodman, '06 Nash ve '96 Kerr (üçlük ve serbest atış yüzdesi), '79 Gervin (etkileyici hücum), '84 Bernard (aynı şekilde), '04 Garnett (LeBron’un yerine), '83 Toney(Wade’in yerine), '89 Dumars(savunma), '79 Moses (sadece ribaund için), '87 Barkley(LeBron’un pozisyonuna ama onunla pres yapamazdık), '87 Isiah (Paul’un yerine). (11) En zor seçimim mi? Bunu söylediğime inanamıyorum ama1 Rodman. Ölümcül Pres’imizde onu kullanabilirdik. Neyse.

Koç için '07 Gregg Popovich’i (mükemmel mizah anlayışı, daha önceden veteran oyuncularla başarı kazanmış biri) Phil Jackson ve Pat Riley den önde seçiyorum çünkü bu kadar iyi takımda onların tatlı motivasyon numaralarına gerek yok. ’06 Mike D’Antoni (hücum koçu), ’09 Mike Brown (tepeden oynanan ikili oyunları savunma ve doğru rotasyonları yapabilmek için), ’88 Rick Pitino (ölümcül pres taktiğimizi uygulayabilmek için), ’77 Willis Reed (uzun oyuncu koçu ve uzaylılardan biri saha kenarında kavga çıkarırsa oyuncularımızı koruası için). Ayırca ’84 Red Auerbach’a da takım başkanı olarak ihtiyacımız var çünkü kupayı kazandıktan sonra elinde kupayla soyunma odasına gelip alaycı bir şekilde “Duyduğuma göre uzaylılar çoğu konuda bizden daha iyilermiş.” (Kupayı kaldırır.) “İşte sizin daha iyi olduğunuz konu bu.” şeklinde konuşma yapacak birisi olmalı.

Red’den bahsederken aklıma geldi aynı kurallarla bu dönemin öncesinden bir takım oluşturmak istesek nasıl olurdu? Aynı atletizme-dolayısıyla yedek oyuncularla yapılacak prese de- sahip olamazdık aynı zamanda o zamanlar 6 metrenin dışından şut atan kimseler olmadığı için dış şut konusunda sorunlarımız olurdu. O yüzden bu takımı biraz daha farklı şekilde kurardım. Bi bakın.

İlk beş. ’74 Kareem (ana skorer); ’64 Russel (takımın lideri, blokçusu ve ribaundcusu olarak uzun forvette oynatırdım); ’72 Havlicek; ’66 West (yan sanayi MJ); ’64 Oscar (maestro). 1977 öncesi oynamış oyuncular arasında en modern beş seçimim bunlar olurdu.

Yedek. 1977 öncesi oyuncular stil olarak esnek değillerdi ve o zaman Duncan/KG tarzı oyuncular da olmadığı için boyları da daha kısaydı. O zaman ne yapacağız? ’61 Elgin, ’59 Cousy, ’62 Wilt, ’76 Doc, ve ’73 Cowens’la birlikte koşan bir takım olabilir diye düşündüm ama hiç dış tehtidleri yok ve savunmada rahatça ezilebilirler. Peki ya Wilt’i üzerlerine salıp bençi de oyna uygun düzenleyip ’67 Sixers ya da ’72 Lakers’ı olabildiğince taklit etsek nasıl olur? Wilt’le konuşup maçlara ilk beş başlamayacağını ve maç sonlarında sahada olmayacağını söyleriz. Ondan bütün istediğimizin devre başına altı dakika atabildiği kadar sayı atması olduğunu söyleriz. O sayı atar diğer oyuncular savunma yapar. Bu kadar. Kabul etmezse takıma almayız. Bence kabul edecektir. Sonrasında da ’67 Sixers’a olabildiğince yakın bir  benç oluştururuz. ’70 Frazier (Oscar’ın yedeği, artı maçlardan sonra Wilt’le birlikçe içecek biri); ’70 DeBusschere (ribaund, savunma ve uzun mesafe şutu); ’75 Barry (pas yeteneği, uzun mesafe şutu ve maç sonu oyunu soğutacak oyuncu); ’65 Sam Jones (bençten skor katkısı verebileceğini biliyoruz). Aynı zamanda Barry’i bir seri katil gibi herkesten uzak tutacağım ki takım arkadaşlarıyla herhangi bir etkileşim kurmasın. Hannibal Lecter’mış gibi muamele göstereceğiz ona: bir sedyeye bağlı ve yüzünde metal bir maske kaplı şekilde. Ona ihtiyacımız olduğu zaman idmanlara ve maçlara götürebilir. Kesinlikle işe yarayacaktır.

Diğer yedekler. ’75 McAdoo (uzun mesafe şut ve ihtiyacımız olursa diye uzun boylu biri); ’73 Maravich (üçlük spesyalisti, serbest atış, kopmuş maçları zevkli hale getirme).

Koç. ’65 Auerbach’ın ta kendisi. Sadece yedi oyun ve hızlandırılmış taktikler. İşleri eski usülde halledeceğiz.

Dışarıda kalanlar. ’70 Willis (sert bir oyuncu iyi olabilirdi); ’76 Doc (daha fazla skora ihtiyacımız yok); ’59 Cousy (kötü savunma ve şut zaafı); ’58 Petit (editörüm beni öldürebilirdi); ’76 Calvin Murphy (skorer, soğuk kanlı, boy avantajı); ’73 Cowens (enerji yaratabilecek oyuncu); ’94 Satch Sanders (Rodman’vari savunma oyuncusu); ’61 Elgin (malesef yer bulamadım onun için) En zor seçimler mi? Doc ve Elgin. Zaten yeterince skorerimiz var. Üzgünüm beyler.

Marslılarla kimin oynayacağını belirlemek için 1977 öncesi ve sonrası takım yedi maçlık seri oynasaydı nasıl olurdu? 1977 öncesi takımın herhangi bir şekilde Jordan’ı nasıl durdurabileceğini hayal bile edemiyorum, üstelik Magic’in sürekli Jerry West’in maç sonlarını daha iyi oynadığını söylemesi üzerine West’i sahadan silecektir. ‘77 sonrası takım  dört uzun oyuncuyla oynayıp Kareem ve Wilt ikilisini, ölümcül presle de Frazier/Jones ikilisini parçalayacaktır. ’77 sonrası takım önde olduğu maçta Kareem-McHale-Pippen-Jordan-Wade beşiyle oynayıp Kareem dışında ’77 öncesi takımın bütün oyuncularını kitleyebilirler. Kareem için de Russel’ı orta mesafe şutunu riske ederek boş bırakıp ikili sıkıştırma uygularla. ’77 öncesi takımın West-Maravich-McAdoo-Barry dörtlüsünü aynı anda oynatmadığı sürece üçlük çizgisinin dışından oyun oynaması çok zor ve ’77 sonrası takım bu takıma karşı Jordan-Wade-LeBron-Paul dörtlüsünü oynatıp Maravich’in savunma zaafının üzerine gidebilir. Her şeyi Oscar üzerinden oynamaya çalışırsalar da Pippen, LeBron ya da Wade’le savunabilirler. Bunların dışında Jordan’ı, Wade’i, hatta LeBron’u kim savunacak? ’77 öncesi takımın maç kazanmasına ihtimal bile vermiyorum.

Eğer iki dönemi birleştirmek istersek ’77 Walton yerine ’64 Russel, ’09 Wade yerine ’66 West ve ’09 LeBron yerine ’72 Havlicek’i alabilirim takıma ama en fazla bu kadar. Ama bu değişiklikleri yapmama gerek var mı diye sorarsanız Russel dışında gerek yok bence.


Şimdilik Şarap Mahzeni takımı böyle benim için. Bu kitabı 2009’un Nisan ortasında bitirdim. “Basketbolun İkinci Kitabı: Acil Paraya İhtiyacım Var”ı yazdığım zaman belki LeBron ve Paul, Bird ve Magic yerine ilk beşe yerleşir. Belki Kevin Durant, Ray Allen’ı takımın dışına iter. Belki Dwight Howard canavara dönüşüp Walton’un yerini alır. Belki LeBron 2012’de ’92 MJ’in yerine takım lideri olacak konuma gelir. Her şeye hazırlıklıyım. Basketbol hayranı biriyim ben. Sıradaki  sürprize her zaman hazırım. Gerçek mükemmelliklerin hangi köşelerin arkasında saklandığını asla bilemezsin. Sadece ortaya çıkmış olanları unutmadığınızdan emin olun.

Dipnotlar

*: Basit olarak açıklamak gerekirse Simmons Sır'ı bir basketbol takımının oyuncular arasındaki uyumun sağlanması ve bu sayede takımın daha üst seviyeye çıkarılması için anlaşılması gereken bir şey olduğunu söylüyor. 

"Sır" bölümünün Türkçe'ye çevirilmiş halini okumak isteyenler için: Lap Nation

1- Bu şarap guruluğu işini hiç anlamamışımdır. Çok subjektif bir olay, şarabın tadı kişiden kişiye değişiyorken saatlerce hangi şarabın daha iyi olduğu hakkında konuşmanın bi mantığı yok. İç ve çeneni kapa. Ispatlanması imkansız şeyleri ıspatlamak için salakça ve argümanlar üreten  ve çekilmez fikirlerini sürekli belirten bir insanla aynı odada kapalı kalmak kadar kötü bir şey yok. Tabi konu bu kitap değilse. O zaman sorun yok.
2- Çok fazla detay vermek istemiyorum ama oyuncuların o sezon bittiği andaki hallerini seçiyoruz.
3- Bilginiz olsun diye söylüyorum Finallerin Finali’ni biletli seyirciler önünde Madison Square Garden’da oynuyoruz. Rocky’nin Drogo’yla Yılbaşı gününde Rusya’da parasız dövüşmesi gibi bi hata yapmak istemiyorum. Eğer dünyanın geleceği tehlikedeyse bundan kar da elde etmeliyiz. Bu arada Finallerin Finali’nin sonunu Rocky 4’ün sonu gibi hayal ediyorum. Şarap Mahzeni Takımı ve Marslılar birbirlerine saygı duymaya başlarlar ve Magic Johnson taraftarlara şu şekilde seslenir: “Burada gördükleriniz 12 insanın ve 12 uzaylının birbirini öldürmesinden başka bir şey değil fakat on milyon kişinin ölmesinden iyidir” ve “Eğer Marslılar değişebilirse ve eğer insanlar değişebilirse, herkes değişebilir.”
4- Jordan’ın en değeri bilinmeyen playoff sezonu: Knicks’e karşı 7 acımasız fiziksel mücadele içinde geçen maç, mükemmel Cavs takımına karşı 6 zorlu mücadele ve korkutucu Blazers takımı karşısında 6 maç daha... ve bu maçların hiçbirinde en ufak bir an bile geri planda kalmadı.
5- ’92 MJ ve ’96 MJ arasındaki fikrimi yaklaşık 700 kere değiştirdim. Hala doğru seçimi yapıp yapmadığımdan emin değilim. ’92 MJ atletik olarak mükemmeldi ve Sır’ı %90 oranında kabullenmişti; ’96 MJ ise onun %90’ı kadar iyiydi ama Sır’ı tamamen kabullenmişti. Çok zor. Bilemiyorum. Sikeyim.
6- Aslında bu pozisyonda ’92 David Robinson’u düşünüyordum çünkü o sezon 23-12 ortalamalarının yanında 4.5 blok ve 2.3 top çalma ortalaması vardı ve bu ikisinin toplamı 1973 sonrası herhangi bir oyuncunun ulaştığı en yüksek ortalamaydı. Hem pres taktiğim hem de mükemmel takım arkadaşı olarak daha iyi bir pivot bulamazdım ama Robinson’un kritik anlarda tökezleme eğilimi çok yüksek ve eğer Kareem’e bir şey olursa...
7- Basketbol’un İkinci Kitabı yazıldığı zaman berbat bir sakatlık ya da hakkında büyük bir suçlama olmazsa LeBron neredeyse kesin olarak Efsane Larry’nin ya da Duncan’ın yerine ilk beşe yerleşecek. Ama şimdilik yedek kısa forvetim olarak Pippen’ı seçiyorum. Bron’u yepyeni bir Testarossa gibi üzeri örtülü olarak garajda saklayacağız.
8- Aslında ölümcül pres taktiğim için ’92 ya da ’93 senesinin en iyi savunma takımının üyeleri olan Pippen, Rodman, MJ, Dumars ve Robinson/Hakeem’i seçip MJ’yle LeBron’un yerini değiştirerek pres takımımı oluşturabilirdim. Ama bunun olması için Walton-Hakeem/Robinson, Wade-Dumars, Ray Allen-Rodman değişikliklerini yapmam gerekirdi... çok riskli. Bu takımı seçerken ne kadar süre harcadığımı tahmin bile edemezsiniz. Onlarca saatten bahsediyorum. Onlarca. Ve her kendi kendime “Bir hayata ihtiyacım var” diye düşündüğümde “Ama bu kitabım için” diye kendimi avuttum.
9- Bir saniye... az önce modern basketbol tarihinin en başarısız koç/yöneticilerinden biri olan Rick Pitino’nun fikrini mi çaldım? Bu kitabın artık bitmesi gerekiyor.
10- Üzgünüm Ray. Sen bir lükssün bizim için. Hiç kimse 12 kişilik bir takımla oynamıyor. Eğer bununla ilgili bir sorunun varsa hemen Kerr ya da Nash’i arayabilirim, söylemen yeter.
11- Zavallı Isiah Şarap Mahzeni Takımı’nda bile kendine yer bulamadı. Gerçi bu seferki geçerli bir sebepten dolayı: 3 sayılık atışlar. Ama MJ’in ondan Dream Team’e alınmasını engelleyecek kadar nefret ettiğini düşünürsek, “Bakın, o adamla takım arkadaşı olacağıma dünyanın patlamasını izlerim daha iyi.” demesi de olası.

Orijinal metni Google'dan "The Book of Basketball epub/e-book" şeklinde arama yaparak bulabilirsiniz.

No comments:

Post a Comment